17 Haziran 2012 Pazar

Güzel Bacaklar..!

Muhteşem bacaklara kavuşabilirsiniz! Nasıl mı?
Duşta da yapılması gereken bir takım işlemler vardır. Sıcak ve soğuk su farklılığı vücudun yenilenmesini ve kan dolaşımının hızlanmasını sağlayacağından çok önemlidir. Sıcak suyun altında kaldıktan sonra kısa bir süre de dayanabileceğiniz soğuklukta suyun altında durursanız, kan dolaşımınız artacak ve bacaklarınızla birlikte tüm vücudunuz sıkılaşacaktır.BU faydalı yazının devamı için, güncel Moda Haberlerinin bulunduğu modarehberi.org sitesinden yararlanabilrsiniz,Sizde güzel bacaklara kavuşun

16 Haziran 2012 Cumartesi

Babalar günü

Babalara Özel Hediye

Babalar günü nde ve özel günlerde çok sevdiğimiz kişilere hediye bulmak, hediye almak ne alacağımıza karar vermek  düşündürür ve  karar vermekte zorlanırız. Babalar günü hediyesi ne olabilir bununla ilgili hediye önerilerimiz şöyle;Giyim eşyası olarak ise ihtiyaca yönelik çorap, gömlek, pijama, eşofman, deniz şortu, bornoz, hırka gibi çok güzel tekstil ürünlerinden birini almak da bence güzel bir hediye olacaktır.
http://modarehberi.org/2012/06/babalar-gunu-geldi-ne-hediye-alsak/

Balık tutmayı seviyor olabilir o halde babanıza kamış makine olta seti almak süper bir hediyeBabanız tavla oynamayı seviyor ise ona sedef bir tavla hediye edebilirsiniz mesela;Babalar gününde ne hediye alınır diye düşünürken aklıma kitap geldi babanızın sevebileceği ve ilgilendiği konulara yönelik bir kitap almak onu son derece memnun edebilir. bu yazının devamını www.Modarehberi.org sitesinden okuyabilir babalar günü hediyesi seçmenize fikir verebilir

2 Şubat 2012 Perşembe

Bahar Alerjisi Olanlara Öneriler

Bahar aylarının gelmesiyle birlikte birçok insanın şikayet ettiği bahar alerjisi, burun akıntısı, solunum yollarındaki rahatsızlıklar, astım ve alerjiye bağlı kaşıntının papatya, andız bitkisi, civanperçemi, ...

Iğdır Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve ''Şifalı Bitkiler'' kitabı yazarı Prof. Dr. Yusuf Zeynelov, bahar alerjilerinin ağaç ve bitkilerden yayılan polenlere bağlı olarak meydana geldiğini, ancak asıl nedenlerinden birinin de vücuttaki vitamin yetersizliğinden kaynaklandığını belirtti.

Zeynelov, yaz aylarında tüketilen taze meyve ve sebzenin kışın bulunmaması nedeniyle insanların bünyelerinin zayıfladığını dile getirdi.

Vitamin yetersizliğinin vücuttaki bağışıklık sisteminin zayıflamasına, bunun da alerjik hastalıkların daha kolay yerleşmesine neden olduğunu kaydeden Zeynelov, polenin ise ağaç ve bitkilerin yanı sıra evdeki halı, yorgan, yastık gibi yünlü bir çok malzemede bulunabileceğini söyledi.

Bahar alerjisine karşı şifanın doğada olduğunun altını çizen Zeynelov, Türkiye'nin bir çok yerinde bulunabilen andız bitkisinin alerjik hastalıklara en iyi gelen bitki olduğunu söyledi.
Andız bitkisinin kökünün ve çiçeğinin tedavi için kullanılabildiğini belirten Zeynelov, ayrıca papatyanın da iyi bir antibiyotik olması dolayısıyla vücuttaki mikroorganizmaların canlandırılması amacıyla her zaman kullanılabileceğini ifade etti.

Zeynelov, civanperçemi otu olarak bilinen bitkinin Türkiye'de yaklaşık 80 çeşidinin bulunduğunu, Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan 16 çeşit civanperçemi otundan ancak 7 çeşidinin tedavi amacıyla kullanılabildiğini ve bu bitkinin de alerjik hastalıklar için çok faydalı olduğunu söyledi.

Alerji tedavisinde huş ağacının tomurcuk ve yapraklarının da kullanıldığını anlatan Zeynelov, huş ağacının tomurcuklarının mutlaka Nisan ayında toplanması ve hemen tüketilmesi gerektiğini bildirdi.

Alerjik hastalıklarla ortaya çıkan kaşıntı ve sivilce sorununun da doğal çözümü olduğunu kaydeden Zeynelov, bu hastalık için de kırlangıç otunu önerdi.
Bahar aylarında bol miktarda bulunan Kırlangıç otundan alınan sütün direk sivilcelere uygulanmasıyla rahatsızlığın bir kaç saat içinde geçtiğini ileri süren Zeynelov, kırlangıç otunun yapraklarının kaynatılarak bir bezle vücuda uygulanmasıyla da hastaların şifa bulacağını belirtti.



''Bitkileri taze tüketin''

Kendisinin sadece eğitim öğretim hayatı değil, çocukluğundan bu yana bitkilerle uğraştığını ve ''bu işe ömrünü verdiğini'' söyleyen Doç. Dr. Zeynelov, bitkisel tedavi de en önemli konunun bitkilerin taze ve zamanında toplanması olduğunu vurguladı.

''Her bitkinin bir zamanı vardır ve bu bitkiler zamanına göre hastalıklara şifa olabilir'' diyen Zeynelov, zamanında toplanmayan, zamansız kurutulan bitkilerin de faydası olabileceğini ancak zamanında toplanan bitkiye göre faydasının çok az olacağına dikkati çekti.

Zeynelov, bitkilerin kurutulacaksa da en iyi zamanında toplanarak kurutulması gerektiğini bildirdi.

''Kabalak kabızlığa, kızılağaç şekere iyi gelir"

''Şifalı Bitkiler'' adıyla bir de kitap yazan Prof. Dr. Yusuf Zeynelov, bitkilerin en az 10 yıl denendikten sonra faydalarıyla ilgili bilgi verebildiğini belirterek, bazı bitkilerin faydalarını şöyle sıraladı:

Kabalak (Deve Tabanı): Astım hastalıklarının yanı sıra mide ve bağırsaktaki kabızlık sorununa iyi geliyor. İçinde yoğun kobalt maddesi bulunduğu için saçın beyazlanmasında da kullanılıyor. Kökü ve sürgünleri kullanılan bitkinin kökü mart aylarında sürgünleri ise Haziran'a kadar tüketilebiliyor. İlk bu bitkiyi yiyenlerin kökünü direk yememeleri, yoğurtla birlikte yenmesi tavsiye ediliyor. Kanser hastalığını önceden engelleyen en güçlü bitkilerden biri olarak biliniyor.

Kızılağaç: Şeker hastalığına iyi geliyor.

Isırgan otu: Antibiyotik özelliği var, ancak faydalı olması için zamanında toplamak ve kurutmak çok önemli. İltihap sökücü yönü de bulunan otun bağırsakları rahatlatıcı, kanseri sakinleştirici etkilerinin de olduğu ifade ediliyor. Bruselloz hastalığına yüzde 70 oranında şifa olduğunu söyleyen Zeynelov, kendisine gelen her 10 hastadan 7'sini ısırgan otuyla tedavi ettiğini belirtiyor. Isırgan otu ayrıca saç dökülmesinin önüne geçmek için de kilit önemde...

Çakşır: Cinsel gücü artırıcı özelliğiyle tanınıyor. Nisan ayında çıkan çakşırın kan hareketini hızlandırıcı ve damar tıkanıklığını önleyici etkileri de olduğu bildiriliyor.

Kaz ayağı (tere): Mayıs ayında toplanması gereken bu bitkinin, mayıs ayı dışında toplanması halinde hiç bir faydasının olmayacağı belirtiliyor. Şekeri önleyen ve kandaki şeker oranını düşürdüğü belirtiliyor.

Kekik: Hem kokusu hem de verdiği lezzet nedeniyle yemeklerde tercih edilen bu bitki, bağırsak ve midenin rahatlaması için önemli. Kekiğin kesinlikle tam çiçek açtığı zaman toplanması gerekiyor.

Gileburu: Hemeroid hastalığına iyi geliyor. Özellikle Nisan ayında toplanması ve kurutulması gerekiyor.

Prof. Dr. Zeynelov, zamanında toplanmış bu bitkinin 3-5 gün içinde hemeroid hastalığını kesin tedavi ettiğini belirtti.

-TURKTİMEBahar Alerjisi Olanlara Öneriler

Selülitler ve Uzmanından Altın Öneriler

Genellikle estetik bir sorun gibi algılanan selülit bilinenin aksine, oluştuğu bölgede kan dolaşımını engellediği için varis, damar tıkanıklığı, kronik ağrılar, kan dolaşımı bozukluğuna bağlı cilt hastalıklarına yol açan, kas ve kemik dokusunun kanlanmasına neden olan bir hastalık çeşidi.     
   
Estetik Uzmanı Dr. Nihat Dik, selülitin deri altı dokuda biriken yağ olduğunu, bu yağ dokusuna bağlı olarak da bölgede sıvı biriktiğini, biriken sıvılar o bölgede dolaşımı yavaşlattığı için daha fazla yağ birikmesine yol açtığını ve kısır döngüye girdiğini söyledi.         Dik, selülitin, ''hidro'' (su), ''lipo'' (yağ), ''distrofi'' (görüntü bozukluğu) kelimelerinin birleşiminden oluşan tıptaki adının ''hidrolipodistrofi'' olduğunu belirtti.         Gözle görülen selülit dokusunun, sırf yağ nedeniyle girintili-çıkıntılı bir görünüm ortaya çıkarmadığını anlatan Dik, dokudaki yağ hücrelerinin suyu çekip tamamen suyla şişip dolaşımı bozması nedeniyle selülitin oluştuğunu ifade etti.
        
4 EVREDEN OLUŞUYOR         Selülitin 4 evresi bulunduğunu belirten Dik, şunları anlattı:          ''Görünüm düzgün ve girinti-çıkıntı yoksa, tamamen pürüzsüzse, bu selülitsiz bir cilttir ve evre sıfır olarak tanımlanır. Elinizin arasında sıktığınız dokuda düzensizlik var, ayaktayken yoksa bu 1. evre selülit tipidir. Ayakta iken dokuyu sıkmadan bile selüliti görebiliyorsak bu 2. evre selülit tipidir. Bu evrede yatarken selülit görünmez. Hem ayakta hem de yatarken baktığımız zaman dokuda düzensizlik gözle görülüyorsa, bu 3. evre selülit tipidir.      Kanda östrojen hormonunun dolaşması, selülit oluşması için yeterli bir nedendir. Kadınsan, selülit ile karşılaşırsın. Kilolu ya da zayıf kadın olmak hiç farketmiyor. Selülit oluşması için kişinin illa şişman olması gerekmiyor.
        
''KİLO VEREREK SELÜLİTİ YOK ETMEK MÜMKÜN DEĞİL''Selülit, 14 yaşından itibaren, özellikle de ergenlik çağında hormonların çalışmaya başlamasıyla birlikte ortaya çıkıyor. Selülitte birinci risk faktörü kadın olmak. İkinci faktör ise genetik faktörler. Etnik faktörler de selülitte rol oynuyor. Akdeniz ırkında, baseni daha geniş olan kadınlarda daha fazla selülit oluşma riski var. Spor yapmayan, hareket etmeyen, statik hayatları olan ve beslenme alışkanlığı kötü olanlarda da görülüyor.
        
''SELÜLİT BİR HASTALIK''         Selülit, oluştuğu bölgede kan dolaşımı ve lenfatik drenajı (Şm, toksik maddeler ve yağların bölgeden atılmasını sağlayan masaj) engellediği için, o bölgede kan sirkülasyonunu da azaltır. Buna bağlı olarak varis oluşması, damar tıkanıklığına, müzmin, kronik ağrılara sebep olur. Bölgedeki kan dolaşımı bozukluğuna bağlı olarak cilt hastalıklarına neden olabilir. Kas ve kemik dokusunun kanlanmasını dahi etkileyebilir.''Selülit iltihabına birinci ya da ikinci evrede çok rastlanmadığını, genelde üçüncü ya da dördüncü evredeki selülitli dokularda, kan dolaşımı bozukluğuna bağlı olarak o bölgede enfeksiyon geliştiğini anlatan Dik, ''Sonuçta kan dolaşımı bozuk olan her doku, enfeksiyona açık demektir. Bu durumda da alınan antibiyotikler tedavi etmeye yetmiyor. Ancak PPC yani soya lesitininden elde edilen kremlerle bu sorunu azaltmak mümkün olabiliyor'' dedi.
        
UZMANINDAN 37 ALTIN ÖNERİ1. Sabah kalkar kalkmaz ve akşam yatmadan önce ılık su içine limon sıkıp için.        
2. Televizyon karşısında ya da kitap okurken atıştırmayın.        
3. Azar azar ve sık sık yemeyi tercih edin, asla aç kalmayın. Dengeli ve düzenli beslenmeyin, tek tip gıda tüketiminden vazgeçin.        
4. Asla çok düşük kalorili ve şok diyetler uygulamayın.        
5. Kahvaltınızı kuvvetli akşam yemeğinizi çok hafif yemeyi tercih edin.        
6. Soya lesitini (PPC) içeren kremler kullanın.        
7. Bol su için. Öğünlerden 30 dakika önce 1-2 bardak su için. Yemek sırasında ise su içmeyin.        
8. Tuz tüketimini azaltın.        
9. Kese yapın, sıcak ve soğuk duş alın.        
10. Çay, kahve, kola, soda, meşrubat ve alkol tüketimini azaltın.        
11. Taze sıkılmış meyve suları ve bitki çaylarını tercih edin.        
12. Haftada 4- 5 gün 30-45 dakikalık tempolu yürüyüş yapın.        
13. Yüksek topuklu ayakkabılar ve dar giysileri tercih etmeyin.        
14. Meyvenizi yemek aralarında yemeyi tercih edin.        
15. Porsiyonlarınızı azaltın.        
16. Yemekten hemen sonra dişlerinizi fırçalayın.        
17. Sakız çiğnemeyin, çok çabuk acıktırır.        
18. Kullanmak istediğiniz cihazların hangi tip selülit için olduğunu ve selüliti giderme yöntemini mutlaka öğrenin.        
19. Elma, armut ve bunun gibi meyveleri lifli oldukları için kabukları ile yiyin.        
20. Beyaz ekmek yerine, kepek ekmeği tercih edin.        
21. Süt, peynir, yoğurt gibi ürünlerin light olanını tercih edin.        
22. Doğal şeker yerine, tatlandırıcılar kullanın.        
23. Sofranızdan yeşil sebze ve meyveyi eksik etmeyin.        
24. Kırmızı et yerine beyaz eti tercih edin.        
25. Katı yağlar yerine, zeytinyağı kullanın.        
26. Kızartma yerine ızgara, buğulama, haşlama ya da fırında pişirmeyi tercih edin.         
27. Yağlı şekerli ve unlu pastane ve bakkaliye ürünlerinden kaçının.        
28. Kuruyemiş sakatat şarküteri ürünleri sos ve kremalardan uzak durun.        
29. Dolaşımı engellediği ve oksijen oranını azalttığı için sigara içmeyin.        
30. Düzenli egzersiz yapmaya özen gösterin.        
31. İdeal kiloda olduğunuz günlerinizdeki bir resminizi buzdolabına yapıştırın.        
32. Akşam yemeğini çok geç saatlerde yemeyin.       
33. Selülitli bölgeye mutlaka masaj yapın.        
34. Çok hızlı yemeyin.       
35. Yediklerinizi mutlaka not edin.        
36. Haftada bir gün tartılın.        
37. Kendinizi çok sevin ve asla umutsuzluğa kapılmayın.
-ntvmsnbc Selülitler ve Uzmanından Altın Öneriler

Dünyanın En Güzel Kadını Seçildi

ABD'li şarkıcı ve oyuncu Jennifer Lopez, magazin dergisi ''People''ın yayımladığı ''Dünyanın En Güzel Kadını'' listesinin ilk sırasında yer aldı.        
Derginin her yıl yayımlanan listesinin en tepesine güzelliğiyle adını yazdıran Lopez, daha önce yine aynı unvanı kazanmış olan Halle Berry, Jennifer Garner ve Beyonce Knowles gibi ünlerin arasında yerini aldı.       
41 yaşındaki ünlü yıldız, ''Mutluyum. 25 yaşında olmadığımdan dolayı gururluyum'' dedi. 
-ntvmsnbc Dünyanın En Güzel Kadını Seçildi

Çok Daha Güzel Cildin Sırrı

Daha güzel, daha genç, daha aydınlık bir cilt, profesyonel bakımla mümkün olabiliyor.
Uzmanlar, lekeli ciltlere üzüm çekirdeği, dut ve meyan kökü ekstresi ile bakım ve orta derinlikte peeling; kuru ciltlere jojoba yağı, primrose oil, avokado yağı ile masaj; yağlı ve akneli ciltlere ise beyaz kil maskesi ile deniz yosunu özü, lipozom maya konsantresi ile bakım ile genç ve sağlıklı bir cilt ile zamana meydan okunulabileceğini belirtiyor.
Normal cilde oksijen veren maskeler ile bakımın etkinliğini arttırılırken; hassas cilt bakımında yeşil çay, aloe vera, yaban mersini, ahududu gibi yatıştırıcıların kullanılabileceği ve K vitamini ile damar duvarlarının güçlendirilebileceğini ifade ediliyor.
Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Muhterem Polat, derinin organizmayı dış etkenlere karşı koruyan, sıvı ve ısı dengesini sağlayan, salgı yapan, duysal ve immünolojik işlevi olan, insan vücudunun yaklaşık 2 metrekaresini kaplayan en büyük organ olduğunu söyledi.Çevredeki değişikliklerden ilk olarak cildin etkilendiğini, cildin iç ve dış ortam arasında bariyer görevi yaptığını belirten Polat, çevresel ve mevsimsel değişikliklere uyum sağlayamayan cildin zamanla inceldiğine ve yıprandığına dikkati çekti. Polat, cildin, güneş ışınları, olumsuz çevre koşulları, uzun süreli rahatsızlıklar ve ilaç kullanımı, hormonlu gıdalar, dengesiz beslenme ve sigara gibi etkenlerle yıprandığını dile getiren Polat, zamanla ciltte kırışıklıklar, sararma, kahverengi lekeler, ince kırmızı damarlanmalar gibi renk değişikliği, gevşeklik ve esneklik kaybı gözlendiğini ve bu durumun bakımsızlık halinde daha da hızlandığı uyarısında bulundu.
Polat, zamanın ve olumsuz faktörlerin cilde vereceği zararın azaltılması ya da geciktirilmesinin cilt yapısına uygun bakımla mümkün olduğunu belirterek, cilt bakımının yanlış uygulandığında da zararlı olabileceğini belirtti.
KURU CİLT, ERKEN KIRIŞMAYA MÜSAİTBakımın, kişinin cilt tipine göre yapılması gerektiğinin altını çizen Polat'ın verdiği bilgiye göre, kozmetik kullanımına ya da güneş hasarına bağlı, gebelik sırasında veya ilaçlara bağlı oluşan lekeli ciltlere pretinol, glikolik bileşik, vitamin C, vitamin E, üzüm çekirdeği ekstresi, dut ve meyan kökü ekstresi aktif içerikleri ile temel bakım öneriliyor. Aydınlatıcı komplex serum ve maskeler kullanılıyor. UVA ve UVB'ye karşı tam koruma sağlayan mikronize çinko oksit ve titanyum dioksit filtreler içeren koruyucular uygulanıyor. Daha iyi sonuçlar için orta derinlikte peeling yapılması tavsiye ediliyor.
Gözenekler küçük, ince bir üst deriye sahip, yağ salgısı normalin altında özellik taşıyan, mat ve nem oranı düşük kuru ciltler, erken kırışmaya müsait oluyor. Soğuk hava, rüzgar, uv ışınları, kötü hava şartları cildin kötüleşmesine yol açabiliyor. Kuru ciltlerde erken yaştan itibaren bilinçli bir bakım uygulanırsa, erken yaşlanmanın önüne geçilebiliyor.
Kuru cilt bakımında, nazikçe cilt ölü hücrelerden arındırılıyor, kir ve makyajı temizleniyor. Vitamin E, Superoxide dismutase, green tea extract, co-enzyme Q-10 aktif içerikleri ile serbest oksijen radikalleri gideriliyor, allantoin, bisabolol, maya extract aktif içerikleri ile yatıştırılıyor. Cilt özelliğine göre maskeler ile bakımın etkinliğini arttırılıyor. Hyaluronik asit ve gliserin ile nemlendiriliyor, jojoba yağı, primrose oil, avokado yağı ile masajdan sonra UVA ve UVB'ye karşı tam koruma sağlayan mikronize çinko oksit ve titanyum dioksit filtreler içeren koruyucular öneriliyor.
YAĞLI CİLTLERDE SARKMA RİSKİ YÜKSEKParlak görüntülü yağlı ciltlerde ise parlaklık yüzün her bölgesinde görülüyor ve gözeneklerin içi dolu, siyah nokta ve sivilce oluşumuna müsait oluyor. Yağlı cilt, daha uzun süre diri kalıyor, daha az çizgi oluşabiliyor, ancak bakımına dikkat edilmezse sarkma riski artıyor. Yaşlandıkça kırışıklıktan çok derin çizgiler belirgin hale geliyor.
Glikolik bileşik, cildin doğal pH'sı ile uyumlu olarak en hassas ciltlerde bile sağlıklı ve genç bir görünüm sağlıyor, genişlemiş gözeneklerin görünümü azalıyor ve tıkalı gözenekleri açmaya, yağ salgısını düzenlemeye yardımcı oluyor. Salisilik bileşik gözeneklerdeki yağ blokajını azaltan lipidde çözülebilen bir soyucudur. Aynı zamanda yağlı, problemli ciltler için çok gereken antimikrobik, antiseptik özelliği bulunuyor. Komedon temizliği yağlı cilt bakımının en önemli parçasını teşkil ediyor. A vitamini, laktik asit, deniz yosunu özü, lipozom maya konsantresi de yağlı ciltlerde öneriliyor. Fransız beyaz kil maskesi ile yağlı parlak görünüm, genişlemiş gözenekler ve sivilceler kontrol altına alınıyor, cilt arındırılıyor ve onarılıyor. UVA ve UVB'ye karşı tam koruma sağlayan mikronize çinko oksit ve titanyum dioksit filtreler içeren koruyucular ile yağlı cilt bakımı tamamlanıyor.
OLGUN CİLTLERİN BAKIMINDA ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ EKSTRESİKadınların ciltlerinde, menopoz öncesinde, sırasında ve sonrasında hormonal değişikliklere bağlı olarak sivilcelenme, tüylenme, lekelenme  ya da çizgilerin çoğalması gibi durumlar gelişebiliyor.
Olgun cilt bakımında cilt ölü hücrelerden arındırılıyor, kir ve makyajı temizleniyor, E vitamini, Co-enzyme Q-10, C vitamini, üzüm çekirdeği ekstresi, yeşilçay özü, papaya enzimi, retinyl palmitate aktif içerikleri ile temel bakım yapılıyor. Peptid içeren serumlar, lifting maskeler ile bakımın etkinliğini arttırdıktan sonra yine koruyucular sürülüyor.
NORMAL CİLTLERE AVOKADO YAĞI İLE MASAJIOrtalama gözenekli normal ciltlerde ise burun ve çenede daha çok gözenek olabiliyor, ancak siyah nokta ve sivilce sorunu görülmüyor. Yaş ilerledikçe derinin güzelliğini ve kalitesini kaybetmemesi için genç yaşlardan itibaren koruyucu bakım uygulanması ve doğru bakım ürünleri ile cildin desteklenmesi tavsiye ediliyor.
Normal cilt bakımında da cilt, ölü hücrelerden arındırıyor, temizleniyor ve vitamin E, Superoxide dismutase, green tea extract, aloe vera, co-enzyme Q-10, allantoin, bisabolol, maya extract, GM glukan aktif içerikleri ile temel bakım yapılıyor. Oksijen veren maskeler ile bakımın etkinliğini arttırılıyor. Avokado yağı ile masajın ardından UVA ve UVB'ye karşı tam koruma sağlayan koruyucular kullanılıyor.
HASSAS CİLTLERE K VİTAMİNİAçık tenli ve renkli gözlü insanlarda hassas cilt yapısı görülüyor. Bariyer fonksiyonu azalmış olan bu cilt, üzerine sürülen herşeye karşı savunmasız olduğundan, yumuşak ürünler kullanılıyor.
Ciltteki hassasiyet uygun cilt bakımı ile kontrol altına alınıyor. Ceramidler, cholesterol, linoleik ve linolenik asit, dimethicon, cyclomethicone cildi koruyan ve epidermisi güçlendiren aktif içerikler, nemlendirici ve antioksidanlar bu bakımın temelini oluşturuyor. Yeşil çay, aloe vera, yaban mersini, ahududu gibi yatıştırıcılar kullanılıyor. K vitamini ile damar duvarları güçlendiriliyor ve UVA ve UVB'ye karşı tam koruma sağlayan koruyucular uygulanıyor.
AKNELİ CİLTLERE DENİZ YOSUNU ÖZÜGözeneklerin içinde şeffaf yağ birikimleri olan akneli ciltlerde, glikolik bileşik cildin doğal pH'sı ile uyumlu olarak en hassas ciltlerde bile sağlıklı genç bir görünüm sağlıyor. Genişlemiş gözeneklerin görünümünü azaltıyor ve tıkalı gözenekleri açmaya, yağ salgısını düzenlemeye yardımcı oluyor. Salisilik bileşik gözeneklerdeki yağ blokajını azaltan lipidde çözülebilen bir soyucu olarak kullanılıyor ve aynı zamanda yağlı, problemli ciltler için çok gereken antimikrobik, antiseptik özelliği içeriyor. Komedon temizliği yağlı cilt bakımının en önemli parçasını oluşturuyor. A vitamini, laktik asit, deniz yosunu özü, lipozom maya konsantresi uygulanıyor. Fransız beyaz kil maskesi ile yağlı parlak görünüm, genişlemiş gözenekleri ve sivilceler kontrol altına alınıyor, cilt arındırılıyor ve onarılıyor. Son adımda güneş koruyucu uygulanıyor.
Bunların dışında modern hayatın getirmiş olduğu stres, kirlilik, güneş ve serbest radikallere maruz kalan ciltler de temizlenip, arındırıldıktan sonra yoğun C vitamini, retinol, super okside dismutase, co-enzyme Q-10, yeşil çay aktif içerikleri uygulanıyor. Antioksidan serumlar ve maskeler ile bakımın etkinliği arttırılıyor ve koruyucu ile bakım tamamlanıyor.
(YŞM-JM)
-ntvmsnbc Çok Daha Güzel Cildin Sırrı

Brezilya Tekniğiyle Süper Kalçalar

Kadınların en çok Jennifer Lopez ve Eva Mendes kalçalarına sahip olmak istediğini belirten Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Zekeriya Kul, "İki sanatçıda da ortak nokta kalçaların dolgun, dik, selülitsiz ve arka uyluk bölgesine uyumlu bir geçişin olduğudur" dedi.
Kalçaların kadın imajının en önemli unsurlarından biri olduğunu ifade eden Kul, ideal kalça şeklinin; kemik yapısı, yağ dokusunun miktarı ve cilt yapısı, yerçekiminin etkisi olmak üzere üç faktöre bağlı olduğunu söyledi. 
Kemik ve kaslar ana iskeletsel yapıyı oluştursa da güzel kaçlardan esas sorumlunun yağ dokusu ve üzerindeki cilt kalitesinin olduğunu vurgulayan Zekeriya Kul, şunları söyledi:"Kalçalarda yağ dağılımının eşit ve cildin selülitsiz olması gerekir. Kalçanın üst bölümünden daha çok orta bölümünde yağ dağılımın fazla olması yuvarlak ve dik görünüm sağlar, üst tarafta biriken yağların liposuction yöntemi ile alınıp enjeksiyon yöntemi ile orta bölgeye nakledilmesi gerekir. Gene kalça alt bölümünde yağlanmanın fazla olması kalça-uyluk geçişinin kesintili olmasına ve estetik olmayan bir görünüme yol açar. Cilt yapısı yağ dağılımı kadar önemli olup, selülitli ciltte meydana gelen portakal kabuğu görünümü özel bir liposuction kanülü ile ortadan kaldırılmalı ve deri altına transfer edilen yağ dokusu ile selülitin tekrar oluşumu engellenmelidir. Eğer deride ve deri altı dokuda yerçekiminin etkisiyle aşağı yönde yer değiştirme varsa, gluteal lifting denilen germe ameliyatı ile popo dikleştirme yapılmalıdır."
                                                                                                  
ERKEKLER DE UYGULATIYORGüzel ve çekici kalçaların modeli nasıl olmalıdır sorusuna verilecek cevabın; dolgun, yuvarlak, dik ve dışa doğru bombeli olan Brezilya ve Latin modeli olduğunu ifade eden Kul, popo estetiğinin iki yöntemle; Brezilya tekniği ve silikon protez ile yapılabileceğini söyledi. 

Brezilya tekniği popo estetiğinde amacın hem kalçaya şekil vermek hem de dikleştirip hacmini büyütmek olduğunu belirten Kul, "Bunun için hem liposuction hem de yağ enjeksiyonu yöntemi birlikte kullanılır. Özellikle üst ve alt kalça bölgesinde biriken fazla yağlar liposuction yöntemi ile alınıp daha yuvarlak görünüm oluşturulur. Orta bölüme uygulanan yağ enjeksiyonuyla popo hacmi artırılıp dikleştirilir" diye konuştu.
Silikon protezlerin popo küçüklüğünden şikayetçi olanlar için ideal olduğunu dile getiren Kul, şunları ifade etti:
"Popo küçüklüğünden şikayetçi olan hastalarda gluteus maksimus kası ya yeterince gelişmemiştir ya da yağ dokusu yeterli değildir. Her iki durumda da kas altına özel yapım bir silikon protez yerleştirilir. Kas altı yerleşim olduğu için silikonlar asla hissedilmez. Protezin giriş yeri olarak iki popo arasındaki kıvrım bölgesi kullanıldığından iz belli olmaz."
Silikon protez yönteminin kalçalarındaki çukurluk nedeniyle özgürce pantolon giyemeyen erkekler için de kullanıldığını söyleyen Zekeriya Kul, "Araştırmalara göre, kadınların birçoğu erkekte ilk olarak kalçalara dikkat ediyor. Bunun farkında olan erkekler de artık estetiğe önem veriyor. Günümüzde popo estetiği erkekler arasında da yaygınlaştı" dedi.  

-ntvmsnbc Brezilya Tekniğiyle Süper Kalçalar